22 Aralık 2008 Pazartesi

Sanırım Üstümde Bir Lanet var....

Allahıımmmm nasıl bir haftasonuydu bu ya.... Hep şikayet eder dururum. Haftaiçi geçmek bilmez. Haftasonu öyle hızlı geçer ki hiçbir şey anlayamazsın. Hiçbir şeyi sığdıramazsın :( Ama bu sefer sorun haftasonunun hızlı geçmesi falan değil. Hastalık, aksilikler derken haftasonu denen şu 2 günün de geçmek bilmediğini anlamış oldum.
Cuma günü işten çıkıp eve koşturmaya başladım. Kendimi eve atmak için can atıyordum. Dolmuşta midem bulanmaya başladı. Kilima falan açıldığında oluyor bana böyle nefes alamıyorum, burnum kaşınıyor, midem bulanıyor falan filan. Baktım bi şöle öne doğru sıcak hava üflüyor. Seslendim arkadan

-şöför bey kilimayı kapatabilir miyiz?

- adam başını sola doğru çekti.

Hava soğuk tabii demiştir ne çatlak karılar var:) Nezaketen açıklama yaptım.

- Kusura bakmayın alerjim var da tıkanıyorum. Klima ve şu güzel koku veren fısfıslar benim korkulu rüyamdır. Tıkanırım,aksırırım,pıksırırım
Neyse tabi falan dendi kapandı klima. Yok ama geçmiyor benim mide bulantım. Son durakta indim dolmuştan, şöle derin bir nefes çektim içime, yürü dedim hızlı hızlı yürü at kendini eve. Apartman kapısını açtım, merdivenleri çıkıyorum sanki ben çıktıkça ev uzaklaşıyor o merdivenler bitmek bilmiyor. Zaten başım dönüyor allahım bitsin fazla bir şey istemiyorum eve gireyim bütün gün üstümde taşıdığım şu kıyafetlerden kurtulup, TV nin karşısında üstümde battaniyemle uyuya kalayım. Güç bela geldim kapının önüne ama bana huzur yok! Elektirik sayacının üstünde bir kağıt duruyor. Anladım ters bir şeyler olduğunu. Aldım baktım. Elektiriğinin kesilmiştir falan yazıyor. Yok dedim ilk gördüğümde kesin bir yanlışlık var. Girdim içeri baktım elektrikler yok. Neden yanlışlık olsun ki zaten. :( Off gerçekten kötüyüm diye sayıklıyorum. İçim kıyılıyor. Hemen arkadaşımı aradım annesi çıktı. Ben size geliyorum dedim bir solukta. Tamam canım çok özledik hadi hemen gel çorba da yaparım sana dedi cicim. İnsan bu durumlarda annesini o kadar arıyor ki :( Neyse ki Cici annem Ayşe hep koşuyor imdadıma. Tamam dedim hemen geliyorum. Bir kaç eşya hazırladım yanıma, makyaj malzemelerini de attım çantama ve yine kapının dışındayım :( Elektrik sayacına bakıp söyleniyordum ki, sayacın üstündeki şartele ilişti gözüm. Bi kağıtla kapatmışlar üstünü uzandım bir çırpıda çektim kağıdı. Şartel 0'a getirilmiş. Durur muyum? :) Parmaklarımın ucuna basıp 1'e getirdim. Evin kapısını açtım ve bingo ışıklarım yanıyor :))) Öyle sevindim ki sanki elektriği ben buldum :)) Hemen telefona koştum. Ayşecim ben hallettim sorunu gelmeyeyim bugün zaten çok kötüyüm yarın falan uğrarım olur mu ? Kızar mısın bana dedim. Yok dedi ayşe ama gelseydin iyi olurdu. Çorba yapardım sana dedi. Aslında yol gözümde büyümese ( aramızda da 2 sokak var dk tuttum benden onlara 5 dk da yürünüo) Cicilere gitmek en mantıklı şeydi. Çünkü öle kötüyüm ki kendimi bayılacak gibi hissediyorum. Neyse girdim içeri eşyalarımı yerleştirdim üstümdekilerden kurtulup, mis gibi kokan pijamalarımı giyip, battaniyemle geçtim tv nin karşısına. Ohh hastayım, kötü hissediyorum ama huzurluyum en azından diye sayıklıyorum kendi kendime . Bu arada da bin defa falan erkek arkadaşımla telde konuştum. Hastayım, kötü hissediyorum, elektrikler yok, ben yoncalara gidiyorum, hayır gitmiyorum evdeyim. İnsan hasta olunca daha bir nazlı oluyor. Canım benim o gün nasıl bağırmadı, kızmadı bana bilmiyorum. Telefonda ciyak ciyak bağırıyorum, konuşmuyorum ki :)
Dalmışım telefon sesine uyandım arayan Onur "Sevgili yanına geliyorum bir şey ister misin diyor" Ne isterim "bir paket Muratti al aşkım. Eve koştururken almayı unutmuşum" 10 dk sonra Onur kapıda ben yine söyleniyorum böyle oldu şöyle oldu falan diye. Tamam diyor sakin ol yanlışlıkla indirmişlerdir şarteli, kesmemişlerdir elektriğini. Haydaaaaaa ben yine delleniyorum. Neden bana salak muamelesi yapıyorsunuz koskoca kağıt koymuşlar oraya ne demek kesmemişlerdir. Yanlış teli kesmişler de anlayayım salak mıyım ben ???? açtım kapıyı her şeyi, kağıtları ilk gördüğüm yere yerleştirdim anlatıyorum Onur'a şöle girdim, böle gördüm, bunu kaldırdım diye. Sonra hayatta yapmayacağım, 10 yaşındaki çocuğun bile bildiği şeyi yaptım. Orada duran teli alıp, bu nerden çıkmış? böyle bir şey yoktu. Heralde şurdan bi yerden çık... mış demeye kalmadı bunu söylerken o teli sayaca dokunduruvermişim. Amanınnnnnnn minik kıvılcımlar çıkıyor üstüme üstüme düşüyor. Zangır zangır titriyorum. Ayağımda da bir şey yok. Kendimi içeri nasıl attım bilmiyorum. Tabi yine elektrik yok. Delirmemek elde değil. Titriyorum deli gibi titriyorum korkudan. Dedim hemen götür beni burdan ben bu evde kalamam zaten ne ışık var ne kombi :( Bu arada ben hala kötüyüm bir hışımla çıktık evden ama.Ölüyordum ya bildiğin ölüyordum ötesi yok işte. Bu kadar yakın aslında. İnsana o kadar uzak geliyor ki ölüm. Kendine mi konduramıyor acaba? Biraz dikkatsizlik, biraz ihmal bu kadar basit aslında. Bir bakmışsın ki yoksun. Yaklaşık yarım saat boyunca ellerim ayaklarım titriyordu. Korkudan çarpılıp çarpılmadığımı bile anlayamadım :)) Bir şeyler oldu o minik alev topları çıkarken ama puhaaaaa. Bu arada abartıyorum zannetmeyin bi kaç dk da görme duyumuzu kaybettik:)) 2 gün çıkamadım bu olayın etkisinden.

Ertesi gün...

Sabahın köründe uyandım baktım şöle bi etrafıma evimde değilim. Çok üzüldüm. Alt tarafı 2 gün tatilim var. Dışarı çıkmayı daha doğrusu gece hayatını haydi eller havaya muhabbetini pek sevmem ben arkadaşlar zorlamadıkça da pek çıkmam. Sakinliği seviyorum. Evde oturayım çayımı demleyip, müptelası olduğum amerikan dizilerini izleyeyim, sıkılırsam boğaza inip yürüyeyim Sinemaya gidip, filmden sonra D&R 'da kitapların arasında kaybolayım isterim. Cumartesi sabahı şimdi başkasının ev,nde açıyorum gözlerimi ve mutsuzum. Midem fena ağrıyor. Bu pek iyiye işaret değil. Zaman geçiyor ben hala yatakta bir o yana bir bu yana kıvranıyorum. Uyuyorum uyanıyorum. Yok acı yayıldıkça yayılıyor. Arkadaşım kalk hastaneye gidiyoruz diye tutturuyor. Hayır diyorum hayır gitmem. Gitmem hastaneleri sevmiyorum. Korkuyorum ben doktorlardan hala. Küçüklükten kalma bir şey sanırım. Bayılmadığım sürece kimse götüremez beni hastaneye onda da kendimde olmadığım için mecbur kalıyorum:) ki içimden ne söyleniyorumdur allah bilir. Bu arada ayşe aradı. Canım benim öyle duygulandım ki cicim aradığında nasıl olduğumu merak etmiş. Ben de senin annen sayılırım bir şey olursa hemen beni arıyorsun dedi. Canım canım canım benim. Annemi çok özledim:(
Cumartesi bitmek bilmeyen acılarla ve Six Feet Under' ı izleyerek geçti.

Pazar günü...

Canım tatilimin son günü. Pazar günlerini ezelden beri hiç sevmem. Küçükken pazar günü herkesin babası evde olurdu. Bu yüzden arkadaşlarım ailesiyle vakit geçirir dışarı çıkmazdı. TV'de de bir şey olmaz can sıkıntısından patlardım. Şimdi Pazar gününe karşı nötr'üm hatta sevmeye bile başladım diyebilirim. Sonuçta tatilimin 2. günü :) Ağrım devam ediyor midem ekşidikçe ekşiyor. Bir de gaz var karnımda ki sormayın. Hap aldım. O da maşallah insanı bomba yapıyor. Yonca ve Goncayla sözleşmiştik. Yeni bir türk filmi geldi. "SICAK" ona gidecektik güya bu arada film de iyi puan almış 8,3. Ağrım olmasına rağmen çıktım. Kanyona gittik. Saray'da yemek yedik. İçerde sigara içilmediği için başka bir yere geçip, sigara eşliğinde kahvelerimizi yudumladık. Yediğim yemeğin ağır olmasından kaynaklanacak ki mide ağrım biraz artmakla birlikte gaz olayım da hat safaya çıktı. Kıvrana kıvrana içimden gelen garip sesleri dinleyerek uzun bir süre oturduk. Bu arada sinemaya gitme fikri yavaş yavaş kaybolmaya başladı hepimizde. Filmin saati geçti hala oturuyoruz. Yok dedim gidelim. Kalktık metroya bindik. Metrodan bir çıktık acayip yağmur yağıyor. Üstüme bir şey alamadım ki evden yağmura uygun değilim yani :( kafamda pembe saç örgülü berem var üstümde de gri panço. Arkadaşım kafasına poşet geçirdi. Sırılsıklam vardık. Üstümüze bir şeyler geçirip kurulandık sonra bir kaç bölüm Six Feet Under'ı izleyip üstüne bir maden sodası içip zıbardık. Pazartesi iş var malum. Üstümdeki iğrenç kıyafetlerle gitmek zorundayım işe diye düşünüp, üstüm kötümü yarın gidilir mi böle diye diye. Uykuya daldım.

Pazartesi sabahı...

  • Midemin ağrısı yok denilecek kadar az
  • Gaz durumu devam ediyor gibi.
  • Biraz burnum akıyor.
  • Suratımda bir gr makyaj yok.
  • Üstümde dünkü kıyafetlerim.
  • Ruh halim karmaşık.
  • Hafta başı sendromu yaşıyorum

Nedense bu hafta beni çok korkutuyor. Her şey güzel gitsin bir sorun olmasın diye dua ediyorum. Lütfen lütfen allahım sakin huzurlu bir hafta olsun bu hafta diye kaç defa yalvardım bilmiyorum. Bakalım neler olacak. Önümde koca bir hafta ve bir sürü soru işareti var ?????

2 Comments:

Hiçkimse said...

Bende hiç yaşayamam haftasonunu, cumartesi tatilin ilk günü-pazarda son günü. Abi, ne anladım ben bu işten :)

tugbisimm said...

Hayır zaten anlamıyoruz bari huzurlu geçsin :( o da yok ki ne kadar aksilik varsa sıraya giriyorlar... :(