24 Mart 2009 Salı

İlk Mimim :)))

Aysed seni en çok etkileyen kitap hangisi demiş ve mimlemiş. :)) Kendisine mim için teşekkür ediyorum. Kolay gibi dursa da benim için çok zor bir soru aslında bu. Kitap bambaşka bir şey benim için. Kitabı ilk elime aldığımda koklarım, arka kapağını okurum, sonra doğal olarak önsözünü işte o önsözün bitmesiyle cast'ını yaptığım ve yönettiğim filmimi satırların arasında izlemeye başlarım. Kitaba gömülmüş, dünya ile ilişkimi kestiğim o anların yerini hiçbir şey tutamaz heralde.

Çocukluğumda eve giren her kitabı önce annem okur sonra sıra bana gelirdi. Sanırım bu özelliğimi nerden aldığım ortada. Kitabı okur eğer ağır bir kitapsa bence bunu daha sonra okumalısın önce şunları oku der, beni yönlendirirdi. Gece yatağıma girer girmez başucumdaki kitabımı alır onunla uykuya dalardım. Aslında ilk zamanlar bu benim için oyuna dönmüştü. Her kızın babasından övgüler alması hoşuna gider değil mi ? Benim de hoşuma giderdi. Yatma vaktim geldiğinde yatağıma kurulur elimde kitabım gözlerimi kapıya diker babamın kapıdan girmesini beklerdim. Her gece mutlaka odama uğrar, beni elimde kitapla görünce gözlerinin içi parlayarak ne kadar tatlı olduğumu, kitap okumamın onu çok mutlu ettiğini, bu alışkanlığımı çok beğendiğinden bahseder, bazen kitap hakkında sorular sorar bazen de sesli okumamı ister beni dinlerdi. Sonra gurur dolu bakışlarıyla yanağıma kocaman bir öpücük kondurur, iyi geceler diler yanımdan öyle ayrılırdı. Çocukken seni en etkileyen kitap hangisi diye sorsalar düşünmeden "Şeker Portakalı" ve Simyacı derdim. Şeker Portakalı'nı ilk okulda Simyacıyı ortaokulda okumuştum.



Şimdi ise bu soruya bir solukta okuduğum Kürşat Başar'ın Başucumda Müzik adlı romanı ve Jean-Christope Grance'nin Kurtlar İmparatorluğu adlı romanı olarak cevap verebilirim.
Kürşat Başar, bir kadının duygularını bu kadar etkileyici, içten ve detaylı anlatmasıyla beni şaşkına çevirdi. Romanın asıl kahramanlarının Fatin Rüştü Zorlu ve yasak aşkı Vesamet Hanım'ın olduğunu bilmem, benim için kitabı daha çekici kıldı. Yakın tarihe ilgi duyan herkesin bu yasak aşk masalını okumasını tavsiye ederim. Daha önce de yazmıştım Kurtlar İmparatorluğu'nun kitabını okuyanların filmi beğenmesi zor. Belki de benim kafamda kurduğum mekanlarla ve kişilerle özdeşmediği için ben beğenmedim bilmiyorum ama kitabın okunmasını şiddetle tavsiye edebilirim. Bitmesini istemeyeceksiniz. Zaten kitabın arka kapağında yapılan yorumlar kitap hakkında yeterince referans veriyor bence.

'Gerçekten etkileyici bir yazar.'
-The Guardian- '
Grange güçlü bir kalem. Onu seviyorum.'
-Anita Brookner, The Spectator-
'Eleştirilere, mantığa, gerçeğe meydan okuyan bir kitap...'
-The Washington Post-
'Paris'te sokak sokak, cadde cadde yaşanan bir kedi-fare oyunu... İstanbul'a kadar süren ve Nemrut Dağı'nda sona eren bir kaçma-kovalamaca... Jean-Christophe Grange'ye yaraşır bir kitap.'
-Le Monde-
Seri cinayetler, uyuşturucu kaçakçılığı, Strasbourg-Saint-Denis'deki Küçük Türkiye, Fransız polisindeki iç hesaplaşmalar, tıbbın karanlık amaçlara alet edilmesi. Paris'i kana boyayan Türk mafyası. Kızıl Nehirler'in, Taş Meclisi'nin ve Leyleklerin Uçuşu'nun yazarı Grange'den yine çarpıcı, yine soluk soluğa bir roman.

Gelelim mime ben de; Gudubettin-i Aşikar'ı, Hiç kimse'yi,
Mehbup'u, ve Lemur'u mimliyorum.

2 Comments:

mehbup said...

Teşekkür ederim Tugbisimm,üstümde 4 tane mim oldu..Hadi hayırlısı..Bir kaç gün içinde cevap vereceğim..Sevgilerimle..

Karakutu said...

Kürşat Başar'ın o kitabını ben de bir solukta okumuştum. gerçekten güzeldi.