Dün geceden beri doğum günümü kutluyorum hala da devam ediyor. Yıllardır görmediğim sesini duymadığım insanlar bile arayıp doğum günümü kutluyor. Çok mutlu oluyorum ama her geçen gün biraz daha yaşlanıyorum diye içim içimi yiyor. Geçen haftasonu annemin yanına gittim. Şen şakrak öyle sohbet ederken konu yaşa geldi. Bir hesapladık ki 40'ıma 13-14 sene kalmış.Bir gün bir kalkıcam ki koskoca 13 seneyi devirmişim. Her yaşın kendine göre güzelliği vardır derler ya palavra! Gençlik gibisi var mı ? :) Küçüklüğümü hatırlıyorum 18 yaşıma kaç sene var diye oturur hesap kitap yapardım minik ellerimle. Ooo derdim 2000'li yıllarda olacağız daha çok var. Dayımlara, annemlere 18'ime bastığımda evlenicem, hemen çocuk yapıcam, çocuğumla büyüyeceğim derdim. Ne acelem varsa :) O uzun yıllar var dediğim seneler gözümü açıp kapayıncaya kadar geçti. 18'ime bastım bi halt olmadı! Ne evlendim ne de başım göğe erdi. Her geçen yıl, masumiyetimi kaybetmeme neden olmaktan ve kötü kalpli insanlarla dolu olan gerçek hayatı görmemden başka bir şey vermedi bana. Canımı yaktılar, ağladım, büyümeyi kabul edemeyip çocuk gibi davrandım. Olmadı. Küçük kalamadım ama kendilerine de benzetemediler beni. Kimse hakkında kötü düşünmedim, masumiyetimi korumaya çalıştım. Ne kadar başarılı oldum bu konuda bilmiyorum bunu en iyi bilen etrafımdaki insanlardır heralde. Asıl cevap onlarda. Mutlaka birilerini üzmüşümdür, kırmışımdır ama asla bilerek isteyerek değil. O büyümüş, kalpleri kararmış insanlar gibi asla kimseyi zayıf noktasından vurmadım. Hatalarını kendisine söylemekten çekinmeyip, etrafa karşı örttüm bütün eksikliklerini. Hatamı kabullendim, özür dilemeyi bildim, kırdığım kalbi tamir etmek için elimden ne geliyorsa yapmaktan çekinmedim. Hata yapmaktan korkmadım, hatamın farkına varamamaktan korktum. Mantığımla yaşamayı öğrenemedim, hep kalbimi dinledim. Gözyaşlarımdan utanmadım, avazım çıktığı kadar ağladım. Ailem, arkadaşlarım, yakınlarım için mücadele etmekten çekinmedim. Hiçbir şeye boşver demedim, geceler boyunca düşündüm. Yanımda ağlayanın omzunu sıvazladım, derdini derdim bildim. Karşımdakinin küçük bir gülüşü için soytarı olmaktan gurur duydum. Güldüm, eğlendim, mükemmel dostluklar kurdum, aşık oldum, aldatıldım, okudum, para kazanmaya başladım, yalnız yaşadım, ayaklarımın üstünde durmak için çabaladım. Başarılarım da oldu başarısızlıklarım da . İyi bir evlat, iyi bir arkadaş, iyi bir insan olmak için çırpındım. Bugün bakıyorum da içimdeki çocuk kayboluyor, ben onu ne kadar yaşatmak istesem de içimdeki kıpırtıları, heyecanı da alıp beni terk ediyor. Sanırım ben de büyüyorum.
Tenzing: Everest'in Zirvesinde Bir 'İade-i İtibar'
-
1953 yılında *Everest*’in zirvesine ilk kez ulaşan iki dağcıdan *Edmund
Hillary*’nin adı dünya çapında tanınırken, onun yanında zirveye ulaşan ve
hatta b...
2 gün önce

